Küçükçekmece'de Coşkun Balıkçılık'tan Çirkin Paylaşım.
Küçükçekmece'de faaliyet gösteren tanınmış işletmelerden Coşkun Balıkçılık'ın sahibi Coşkun Arslan, sosyal medyada büyük yankı uyandıran bir paylaşımın ardından sessizliğini bozdu. Sabah saatlerinde yayılan 'namaz kılanları işe almam' ifadeleriyle gündeme gelen Arslan, kamuoyuna yaptığı açıklamada, telefonunun çalındığını ve söz konusu paylaşımın kendisine ait olmadığını belirterek suç duyurusunda bulunacağını açıkladı.
İstanbul Küçükçekmece Fatih Mahallesi'nde, stadın hemen arkasında faaliyet gösteren Coşkun Balıkçılık ve Restaurant’ın sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı bir paylaşım, kamuoyunda büyük tepkiye neden oldu.
İstanbul’da Tepki Çeken Paylaşım: “Namaz Kılan Çalışan İstemiyorum” Diyen İşletmeye Tepki Yağıyor
İstanbul Küçükçekmece Fatih Mahallesi'nde, bir restoran işletmesinin sosyal medya üzerinden yaptığı ayrımcı paylaşım kamuoyunun tepkisini çekti. Coşkun Balıkçılık ve Restaurant adlı işletmenin sosyal medya hesabından yapılan duyuruda, çalıştırılmak üzere eleman arandığı belirtilirken, “Özellikle namaz kılan kesinlikle istemiyorum. Birinci kırmızı çizgimdir.” ifadesi kullanıldı.
Bu açıklama, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın güvence altına aldığı din ve vicdan özgürlüğüne aykırı bulunarak, toplumun geniş kesimlerince açık bir ayrımcılık olarak değerlendirildi.
İnanca Göre İşe Alım: Anayasa ve İnsan Haklarına Aykırı
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. ve 24. maddeleri, herkesin din ve vicdan özgürlüğünü açık şekilde koruma altına alır. Anayasa’nın 10. maddesi uyarınca “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.”
Buna rağmen yapılan bu paylaşım, inanç temelli bir dışlama ve iş başvurusunda bulunan bireylere karşı doğrudan bir ayrımcılık olarak yorumlandı. Sosyal medyada ve mahalle halkı arasında büyük tepkilere yol açan açıklama, ifade özgürlüğü sınırlarını aşan ve nefret söylemine varan bir yaklaşım olarak değerlendirildi.
Söz konusu paylaşımda, işletme sahibi çalıştırmak üzere bay-bayan garson, komi ve balık temizleyici aradığını belirtirken, “Özellikle namaz kılan kesinlikle istemiyorum. Birinci kırmızı çizgimdir.” ifadelerine yer verdi. Bu açıklama, birçok vatandaş tarafından ayrımcılık olarak değerlendirilirken, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda güvence altına alınan din ve vicdan özgürlüğüne açıkça aykırı bir tutum olarak yorumlandı.
Toplumsal Değerlerle Çelişen Tavır
Anayasaya göre kimsenin inancı, ibadeti ya da ibadet etmeyişi nedeniyle dışlanamayacağı, iş ve sosyal hayatında ayrımcılığa uğrayamayacağı açıkça belirtilmiştir. Hal böyleyken, bir esnafın inanç temelli ayrım yaparak çalışan seçmeye çalışması, kamu vicdanında da rahatsızlık uyandırdı.
İnanca Göre İşe Alım: Anayasa ve İnsan Haklarına Aykırı
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. ve 24. maddeleri, herkesin din ve vicdan özgürlüğünü açık şekilde koruma altına alır. Anayasa’nın 10. maddesi uyarınca “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.”
Buna rağmen yapılan bu paylaşım, inanç temelli bir dışlama ve iş başvurusunda bulunan bireylere karşı doğrudan bir ayrımcılık olarak yorumlandı. Sosyal medyada ve mahalle halkı arasında büyük tepkilere yol açan açıklama, ifade özgürlüğü sınırlarını aşan ve nefret söylemine varan bir yaklaşım olarak değerlendirildi.
Din, dil, ırk ya da mezhep farkı gözetmeden hizmet sunmak ve istihdam sağlamak, sosyal barışın temel taşlarındandır. Bu tür açıklamalar ise toplumda ayrışmaya, kutuplaşmaya ve gereksiz gerginliklere neden olabiliyor.
Esnafın Sorumluluğu Birleştirici Olmaktır
Toplumda güven tesisinde önemli rol oynayan esnafların, dini ya da felsefi tercihleri doğrultusunda insanları dışlaması, toplumsal barışı zedeleyici bir tavır olarak görülüyor. Mahallede yaşayan vatandaşlar, “Namaz kılmak iş yapma kabiliyetine engel değildir. Aranması gereken işin ehli olmaktır, ibadet eden değil.” diyerek işletmeye tepki gösterdi.
Birçok yurttaş, bu tür açıklamaların yalnızca bireysel değil, toplumsal huzuru bozan bir ayrımcılığa kapı araladığını belirtti. İnsan haklarına ve sosyal sorumluluğa uygun davranmak, tüm işverenlerin temel yükümlülükleri arasında yer alıyor.
İşin Ehlini Aramak Yerine İnanç Sorgulamak
Kamuoyunda birçok kişi, “Namaz kılan ya da kılmayan değil, işin ehli olan kişiler aranmalı.” diyerek işletmeye tepki gösterdi. Paylaşımın ifade özgürlüğü sınırlarını aşıp nefret söylemi boyutuna vardığını belirten bazı hukukçular, konuyla ilgili resmi mercilerin harekete geçmesi gerektiğini savundu.
İnsan haklarına aykırı bu açıklamanın ardından, ilgili kurumlar tarafından inceleme başlatılması ve gerekirse Türk Ceza Kanunu’nun ayrımcılık ve nefret söylemi içeren maddelerine göre işlem yapılması gündeme gelebilir.
Toplum olarak daha fazla hoşgörüye, adalete ve eşitliğe ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde; esnafından yöneticisine, vatandaşından kamu görevlisine kadar herkesin sorumlu davranması, birleştirici dil kullanması ve insan haklarına saygılı olması büyük önem taşıyor.
İnançlara Saygı, Toplumsal Barışın Temelidir
Bugün, hoşgörü, adalet ve eşitliğe her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuluyor. Bu nedenle hem kamu görevlileri, hem vatandaşlar, hem de esnaflar başta olmak üzere tüm kesimlerin insan haklarına, farklılıkların varlığına ve anayasal özgürlüklere saygı göstermesi büyük önem taşıyor.
Coşkun Balıkçılık Sahibi Coşkun Arslan’dan Sert Açıklama: “Telefonum Çalındı, İftiraya Uğradım!”
Küçükçekmece’de uzun yıllardır hizmet veren Coşkun Balıkçılık’ın sahibi Coşkun Arslan, sosyal medyada yayılan ve büyük tepki çeken bir paylaşımın ardından kamuoyuna önemli açıklamalarda bulundu. Sabah saatlerinde sosyal medyada “namaz kılanları işe almam” şeklinde paylaşılan ifadelerin ardından gelen yoğun tepkiler üzerine Arslan, telefonunun çalındığını ve söz konusu paylaşımın kendisine ait olmadığını duyurdu.
“30 Yıllık Emek, Bir Gece İçinde Linç Edilemez”
Coşkun Arslan açıklamasında, “Ben 30 yıldır Coşkun Balık işletmesinin sahibiyim. Gece saat 1 gibi uyudum, sabah kalktığımda telefonum linç yağmuruna tutulmuştu. İki hattım var ve biri 30 yıllık. Turkcell hattım kayboldu ve çalınan telefonum üzerinden sosyal medya hesaplarıma izinsiz giriş yapılmış,” diyerek yaşanan süreci özetledi.
“İşletmem Alkolsüz, Müşterilerimin Çoğu Muhafazakâr Kesimden”
Sosyal medyada yayılan ifadelerin kendi işletmesinin yapısıyla tamamen zıt olduğunu belirten Arslan, “Benim mekânım alkolsüz. Müşterilerimin büyük kısmı muhafazakâr kesimden. İşletmemde çalışan 60 kişiden 50’si namaz kılıyor. Üç ayrı mescidimiz var, Ramazan ayında mescidi büyütmek için tadilata başladık,” diyerek iddiaları net bir dille yalanladı.
“Suç Duyurusunda Bulundum, Yasal Süreci Başlattık”
Arslan, telefonunun çalınmasıyla ilgili Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu belirtti. Ayrıca bu paylaşımı yapan kişi ya da kişiler hakkında da hukuki işlem başlatıldığını ifade ederek, “Bu paylaşımı yapanlar mutlaka bulunacak. Avukatım süreci başlattı. Kimin yaptığı ortaya çıkacak ve gereken cezayı çekecek,” dedi.
“Beni Tanıyan Tanır”
Coşkun Arslan, açıklamasının sonunda yaşanan olaya büyük tepki göstererek şunları söyledi: “Benim sosyal medyayla fazla bir ilgim yok, şifresizdi telefonum. Kim eline geçirirse paylaşım yapabilir. Ama beni bilen bilir. Bu kadar namaz kılan çalışanım varken, böyle bir iftiraya uğramak vicdansızlık. Bu kesinlikle bana ait değil. Suç duyurusunda bulundum, adalet gerekeni yapacak.”
Sosyal Medyada Dikkat Çağrısı
Olay, sosyal medyada yapılan paylaşımların ne kadar ciddi sonuçlar doğurabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. Coşkun Arslan’ın açıklaması, hem kamuoyunu bilgilendirme hem de itibarı zedelenen işletmesini savunma adına önemli bir adım oldu.